E.C.G.

Elektrokardiogram kelimesi için kullanılan kısaltma.

E.s.N.,

"Educationally subnormal-eğitim bakımından normalin altında" deyimi için kullanılan kısaltma.

E.S.R.

"erytrocyt sedimentation rate, alyuvar sedimentasyon değeri" deyim için kullanılan kısaltma.

ear

Hassas (bir) kulak.

ear ache

Kulak ağrısı.

Ear bone

Kulak kemikleri (Incus, malleus ve stapes);

ear cough

Kulak nezlesi.

ear drum

1. Timpan (davul) boşluğu; 2. Orta kulak.

Ear dust

Kulak tozu, See: Otoconia.

ear lobe

Kulak memesi.

ear speculum

Dış kulak yolu ile timpan zarını muayenede kullanılan spekulum;

ear trumpet

Yarı sağır kimselerin kullandıkları kulak borusu.

ear wax

See: Cerumen.

Early abortion

Gebeliğin ilk altı haftası içinde yapılan düşük, erken düşük;

Early infantile autism

cocuğun gerek anne babası gerekse çevresi ile ilişkiler kurmada güçlük göstermesi hali.

earth

1. Toprak; 2. Yanmaz birkaç çeşit madeni oksitler.

Earth bath

Sıcak kum veya toprak banyosu;

earth eating

Toprak yeme.

earth metals

biochem. Toprak alkalileri. İki değerlikli Ca, Sr, Ba: Periyodik sistemde ikinci grup.

easton's syrup

biochem. Demir fosfat, kinin ve sitriknin ihtiva eden bir şurup.

Ebbecke's reaction

See: Dermatography;

eberth's bacillus

Bk. typhoid bacillus;

ebonation

Yara içine girmiş kırık kemik parçalarının çıkarılamsı.

ebranlement

Sapından burulmak uretiyle polip'in çıkarılması.

Ebstein's disease

Böbrek tubuluslarında epitel nekroz ve dejenerasyonu (diyabette görülür);

Ebstein's sign

Perikard sıvılarında kalp-karaciğer açısının geniş olması.

ebullism

n.Alçak basınçlı hava ile temas sonucu dokularda su buharı kabarcıklarının oluşması.

ebullition

1. Kaynama, yüksek ısı etkisiyle sıvıda buhar kabarcıklarının oluşması; 2. Kaynayan sıvının gösterdiği hareket; 3. Belli bir hissin aşırı şeklide açığa vurulması hali, taşkınlık, coşkunluk.

eburnation

Kemki dokusunun, fildişini andırır şekilde sert yapı ve görünüm kazanması (Kemik'te dejenerasyon sonucu oluşur).

eburneous

1. Fildişinden; 2. Fildişi gibi.

eburneous substance

Dişkemiği, substantia eburnea, dentin.

ecarteur

Kesitlerin iki kenarlarını birbirinden uzaklaştırmağa yarayan alet, ekartör.

ecbolic

1. Bir maddenin dışarı atılamsını uyaran, özellikle fetüs'ün doğumunu hızlandıran; 2. Uyarıcı madde (ilaç), özellikle doğumu hızlandıran veya düşüğe sebep olan ilaç.

eccentric

See: Abaxial.

eccentro-osteochondrodysplasia

n.Uzunkemiklerde normal dışı ossifikasyon merkezleri görülmesi ve bu merkezlerden başlayan kemikleşme sonucu iskelet sisminde çeşitli şekil bozuklukları ve çok kere cücelikle belirgin durum, Morquio hastalığı.

ecchondroma

Kıkırdak yapısında olan ve meydana geldiği kemik üzerinde bir çıkıntı oluşturan selim tümör.

ecchondrosis

Kıkırdak büyümesi (çoğalması).

ecchymoma

Çürük bölgesinde kan toplanması sonucu oluşan şişlik, çürüğe bağlı hematom.

ecchymosed

Ekimoz gösteren, ekimoz'lu.

ecchymosis

Kan damarlarının yırtılmasından dolayı derialtına kan toplanması ve bu yüzden o kısmın renginin mor bir hal alması, bere, kedme, çürük.

ecchymotic

Ekimoz'la ilgili.

eccrinology

Salgı ve salgı bezleri bilgisi, ekrinoloji.

eccrisis

Gereksiz maddelerin ifrazı, boşaltım.

eccritic

1. Yıkım ürünlerinin atılışını hızlandıran; 2. Yıkım ürünlerinin vücuttan atılmasını hızlandıran veya kolaylaştıran madde (ilaç).

eccyesis

Dış gebelik.

ecdemomania

Patolojik gezinme arzusu.

ecderon

n.Epiderm.

ecdysiasm

Anormal soyunma arzusu, cinsel arzu uyandırmak amacıyla soyunmağa karşı anormal eğilim gösterme hali.

ecdysis

1. Epidermis tabakasının dökülmesi; 2. Yılan ve bazı böceklerde vücudu örten dış derinin soyulması, deri değiştirme.

echinococcus

Köpek ve kurtlarda ve nadiren de kedilerde bulunan bir parazit olup larvları Hidatit adı ile tanınırlar ve hemen bütün memelilerin vücudunda büyüyerek kistler yaparlar.