V antigen

(Vi antigen), Tifo basili gibi kanlı bakterilerden elde edilen yüksek virülanslı bir antijen tipi;

v sac membrane

Yumurta kesesi zarı.

vaccigenous

Aşı yapan.

vaccin

Aşı.

vaccina

Sağırlar arasında yaygın olan bir hastalık.

vaccinable

Aşılanabilir.

vaccinal

1. Aşıya veya aşılamağa ait; 2. İneklerdeki çiçek hastalığı ile ilgili.

vaccinal fever

Aşılanmadan sonra hararet.

vaccinate

v. Aşılamak.

vaccination

1. Aşılama, aşı; 2. Çiçek aşısı yapma.

Vaccination (vaccine) rash

Aşılanmayı takiben deri üzerinde bazan gelişen kabartılarla belirgin durum.

vaccinator

1. Aşıcı; 2. Aşı aleti.

vaccine

Aşı maddesi, aşı, vaccinum.

vaccine therapy

Aşı tedavisi.

vaccinella

Su çiçeği.

vaccines

pl. Ölü veya gücü azaltılmış bakteri hücrelerini ihtiva eden suspansiyon veya hülasalar.

vaccinia

İneklerde çiçek hastalığı, vaccina.

vaccinial

İneklerde görülen çiçek hastalığı ile ilgili.

vaccinifer

Kendisinden aşı maddesi alınan şahıs.

vacciniform

İnek çiçek hastalığına benzer.

vacciniola

Çiçek aşısından sonra görülen iltihaplı kese.

vaccinizaiton

Mükerrer aşılama.

vaccinogen

Aşı maddesi yapan, vaksinojğn.

vaccinogenous

Aşı yapan.

vaccinophobia

Marazi aşı korkusu.

vaccinotherapy

Hastalıkların tedavisi için aşılardan yararlanılması.

vacoular

1. Vaküole ait; 2. Vaküollü.

vacuolated

1. İçinde bir veya birkaç boşluk olan; 2. Vaküole ait.

vacuolation

Boşluk oluşum.

vacuole

Hücre protoplazmasında bulunan boşluk, vaküol.

vacuome

Bir hücrede bulunan vaküoller sistemi.

vacuum

Boşluk, vakum (hava veya gaz).

vacuum extract

Vakum ekstraktör ile bebeğin doğurtulması, vakum ekstraksiyon.

Vacuum treatment

Bir organın kısmi boşluk içinde bırakılması;

Vacuum tube

Boşluklu tüp;

vacuus

Boş.

vademecum

Gerekli bilgileri ansiklopedik olarak yazan el kitabı, küçük müracaat kitabı.

vadolitor nerve

Damarları genişleten sinir;

vadum

Beyin yarıkları arasında görülebilen kabarıklıklar.

vagabondage

Serserilik.

Vagabonds' disease

Paraziter melanoderma, bitlerin tahrişi ile meydana gelen deri hastalığı;

vagal

Vagus sinirine ait.

vagal syncope

Nervus vagus'un uyarılmasının kardio-vasküler sisteme etkisiyle gelişen kan basıncının düşmesi, nabzın yavaşlaması ve renk solukluğu ile belirgin senkop;

vagectomy

Nervus vagus'un bir kısmını ameliyatla çıkarma.

vagin

pref. 1. Döl yolu, vagina anlamına önek; 2. sarıcı tabaka (kılıf, kapsül) anlamına önek.

vagina

(pl. vaginae)1. Uterus ile vulva arasında bulunan ve cinsi münasebette penisi içine alan kanal, dölyolu, hazne, vajen; 2. Kılıf, kın.

vagina bulbi

anat. Tenon korunacağı, göz yuvarıyla orbital yağ arasındabağ dokusundan oluşaraktan eyr alan kaygan gömmek.

vagina fibrosa digitorum pedis

anat. Parmakların bükülme yanındaki kiriş kınlarının oldukça güçlü olan ve bağ dokusundan oluşan güçlendiricisi.

vagina fibrosa tendinis

anat. Kiriş kınının daha ince olan katamnı.

vagina fibrosae digitorum manus

anat. Parmakların bükücü kirişlerini içeren bağ dokusu yapısındaki sollü kiriş seçeneği.